ÇOCUKLARDA KİŞİSEL ALAN VE SINIRLAR EĞİTİMİ - İZVODER | EN BAŞARILI ÖZEL OKULLAR
ÇOCUKLARDA KİŞİSEL ALAN VE SINIRLAR EĞİTİMİ
Cinsel kimlik gelişimi ile birlikte çocuğun, kendisi ve diğer insanlara dair ilgileri ve merakları artabilir.
2 Ay Önce

Cinsel kimlik gelişimi ile birlikte çocuğun, kendisi ve diğer insanlara dair ilgileri ve merakları artabilir. Çocukların bu merak ve ilgilerinin giderilmesi, kendisinin ve diğer insanların kişisel alanı olduğunu öğrenmesi, bu alana saygı duyması, bedenini tanıması ve korumayı öğrenmesi, sağlıklı sınırlar oluşturabilmesi gerekir.

 personal space ile ilgili görsel sonucu


 

Bugüne kadar edinilmiş bilgilerle dört çeşit kişisel alan olduğu tespit edilmiştir. Bunlardan ilki çocukların sadece ebeveynleri ve kardeşlerine izin verebileceği, bedeninden yaklaşık olarak 45 cm ve aşağısında olan uzaklık, özel alandır. İkincisi, aile üyeleri ve arkadaşları için belirlenen yaklaşık 120 cm ve aşağısında olan kişisel alandır. Üçüncüsü, yeni tanıştığı kişiler, günlük arkadaşlıklar ve yüksek düzeyde rahatlık seviyesine sahip olmadığı diğer herkes için ayrılmış, yaklaşık olarak 3,5 metre ve aşağısı için ayrılmış olan sosyal alandır. Son olarak sosyal alanın daha dışına doğru toplu alanları kapsayan, park, alışveriş gibi alanlarda diğer insanlarla arasında bulunan mesafe olarak genel alandır. 

Her bireyin olduğu gibi çocukların da özel alanlarına saygı duyulmasına, bu konuda açıklamalar yapılmasına gereksinimleri vardır. Yaklaşık olarak 2-5 yaş arasında cinsellik soruları sormaya başlayan çocuklara 4-7 yaş arasında mahremiyet, kişisel alan, özel bölge eğitimi verilmeye başlanmalıdır.

Mahremiyet eğitiminde ilk adım, çocuğun duygularını tanıması, ifade edebilmesi ve karşısındaki kişilerin duygularını anlaması şeklindedir. İkinci adım, özel alanını tanıması, saygı duyacağını fark etmesi, kendisinin ve diğerlerinin özel alanlarını koruması olarak devam eder. Bu aşamaya kadar sınıflarımızda çeşitli oyun ve etkinliklerle farkındalık yaratmaya çalıştık. Bir sonraki adımda sizlerin de desteğiyle çocuğun yaşına uygun cinsel gelişimiyle ilgili bilgiler vermeyi, “iyi dokunuş ve kötü dokunuş”u anlamalarını, tepki vermelerini sağlamayı, bedenlerinin sadece kendilerine özel olduğu bilincini yaratmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda sizlerle birtakım bilgiler, karşılaşılabilecek soru ve sorunları paylaşıyoruz. 

Mahremiyet eğitimini nasıl verebilirim?

İyi bir mahremiyet eğitimi için öncelikle bilgi veren kişilerin sakin ve sabırlı olması gereklidir. Unutmayın heyecanla ve eksik yapılan açıklamalar, çocukların yanlış mesajlar almalarına, korku ve saplantılı düşüncelere sahip olmalarına ve bilgiyi başka kaynaklardan elde etmeye çalışmalarına neden olabilir. Bu nedenle anne-babaların kendinden emin, rahat, kısa ve net şekilde günlük yaşamın seyri halindeyken cevaplamaları çocukların sağlıklı ruhsal ve cinsel kimlik geliştirmeleri açısından önemlidir. Nasıl cevaplayacağınızı bilmediğiniz sorularla karşılaştığınızda bunu şeffaf olarak “Şu an nasıl cevaplayacağımı bilemiyorum, bunun için bana zaman tanır mısın?” şeklinde cevaplayabilirsiniz. 

Mahremiyet eğitimine nereden başlamalıyım?

Mahremiyet eğitimi için çocuğunuzla duyguları paylaşabilen, onun duygularını suçlamaktan ziyade koşulsuz kabul eden bir ilişkiniz olması gerekir. Öncelikle bu ilişkiyi gözden geçirebilir, anne-baba olarak bu konuda konuşabilir ve yapmanız gerekenler konusunda yardım alabilirsiniz (Bir önceki verdiğimiz “Rehberlikle El Ele” etkinliklerinden yararlanabilirsiniz). Ardından basitten karmaşığa ilkesine dayanarak çocuklara özel alanın ne olduğu, kişisel alanın ne olduğu, kimlerin bu alana izin isteyerek girebileceği, kimlerin giremeyeceği konusunda günlük sohbetler edebilirsiniz. Cinsellik konusunda da bilgi verirken sağlıklı, karşılıklı güvene dayanan bir ilişkinin olması gerekir. 

Mahremiyet eğitimine ne zaman başlamalıyım?

Kişisel alan ve sınırlar kavramı 3-5 yaş aralığında başlamakla birlikte mahremiyet bilince 4-7 yaş aralığında verilebilir. Ancak unutulmamalıdır ki mahremiyet eğitiminin en sağlıklı olduğu zaman çocuktan cinsel kimliğiyle ilgili sorular geldiği zamandır. Soru sorması, genital organını keşfetmesi, yaptıklarının çevre tarafından nasıl algılandığını anlamaya çalışması bu eğitime ihtiyacı olduğunu gösterir. 

Çocuğum kendi cinselliğiyle ilgili sorular sormuyor? Yine de ona açıklamalı mıyım?

Çocuğun kendi cinselliğini fark etmesi ve buna dair sorular sorması tartışmalı olmakla birlikte yaklaşık olarak merak dönemi olan 2-5 yaş arası dönemde başlar. Çocuklar sağlıklı cinsellik eğitimi için soru sormaya başladıklarında hazırdırlar. Fakat unutulmamalıdır ki çocuğun soru sormaması merak etmediği anlamına gelmez, bu konu hakkında uygun fırsatı bekliyor olabilir. Bu konuda merak ettiklerini sorması için cesaretlendirmeli, koşulsuz kabul edildiğini yansıtmalı ve onunla güven duygusuna dayalı bir ilişki kurmalısınız. 

Çocuğumun kendini korumasını nasıl güçlendirebilirim?

Cinsellik konusunda çocuklarınızı bilgilendirerek: 

Çocuklar cinsel kimliklerini keşfetmeye, karşı cinsin farklılıklarını merak ettiklerinde sorular sormaya başlar. Bu sorulara oldukça yalın ve doğru cevaplar verilmelidir. Birçok bilimsel yaklaşıma göre çocuğa özel bölgeler mutlaka tanımlanmalı, her iki cinsin beden bölgeleri bilimsel isimleriyle öğretilmelidir. Bu eğitimler sırasında mümkün olduğunda yaş düzeyine uygun anlatılması gerekmektedir. 2-5 yaş arasındaki çocuklar cinsel organını keşfettikten sonra sürekli dokunmak isteyebilir. Bu durum aile büyüklerini rahatsız etse de gelişimsel bir özelliğidir. Sadece aktarılması gereken mesaj, bu davranışı yaparken özel alana saygı duyulması ve kendi odasında tek başınayken yapması gerektiğidir. Buna ek olarak çocukların cinsel organlarını şaka konusu yapmak, göstermesini istemek, dokunmaya çalışmak cinsel kimlik gelişimi açısından sakıncalıdır. 

“Bedenim bana özel” bilincini çocuklara öğreterek:

Çocuğun özel alanını koruması için bu alanı tanıması gerekir. Bu alana kimsenin izinsiz giremeyeceği, onların da karşılarındaki kişinin bu alanlarına izinsiz temas etmemesi gerektiği bilinci kazandırılmalıdır. Bununla birlikte “İzin verirsem dokunabilirsin” bilinci 4 yaşından itibaren verilmeye başlanmalıdır. Ebeveynler de 4 yaştan itibaren çocuklarına dokunurlarken onlardan izin alarak bedenin kendine ait olma algısını desteklemelidirler. Böylelikle çocuklar ileriki yaşlarında izinsiz dokunulduğunda rahatsız hisseder ve bunu dile getirmeleri daha kolay olur. 

“İç Çamaşırı Kuralı”nı öğreterek:

Çocukların bağımsızlığını ve cinsel kimliklerini keşfetmesiyle birlikte yaklaşık olarak 3-4 yaştan itibaren “Dokunulması yasak olan yerlerim (özel bölgeler)”in öğretilmesi gerekir. Bunu öğretirken onun anlayabileceği sade ve net bir dille iç çamaşırının, bikini veya mayoyu giydiğimiz yerlerin özel olduğu anlatılabilir. Avrupa Konseyi'nin çocuklara karşı cinsel şiddeti önlemeyi hedefleyen 'Beşte Bir' kampanyasının bir parçası olan “Kiko ve El” kitabında bu bölgelerin çocuğa nasıl anlatıldığı yer almaktadır (Ek-1’de verilmiştir). Bunu desteklemek amacıyla çocukların giyinip soyunurken yalnız olmaları, sosyal ortamda çıplak gezmemeleri, banyoda duş alırlarken veya tuvaletlerini yaparlarken yalnız olmaları sağlanmalıdır. Yalnız duş almakta zorlanan çocuklara duş sırasında eşlik eden ebeveyn mutlaka hem kendine hem de çocuğuna mayo giydirerek özel bölgeleri saklamalıdır. Çocukların iki yaşında tuvalet alışkanlığını kazanması, en geç dört yaşında tuvalet sonrası temizliklerini yapmayı öğrenmesi beklenir. Anne-baba bu dönemleri dikkate alıp çocuğa tuvalet eğitimi verebilir ve eğitimin bir parçası olarak tuvalette yalnız olunması, tuvalet kapısının kapatılması, başkalarının göreceği şekilde tuvaletini yapmaması gerektiği çocuğa anlatılabilir. Tuvalet ihtiyacı giderilirken başkalarının bunu izlememesi gerektiği algısı da bu sayede çocuğa kazandırılmalıdır.

 

“İyi dokunuş, kötü dokunuş” bilincini öğreterek:

Güncel araştırmalarda çocukların doğumundan itibaren dokunma ve fiziksel temasın ruhsal, bilişsel, duygusal dengeyi koruduğu belirtilir. Ancak çocuk, özerkleşmeye ve öz-bakım becerilerini yapmaya başladığında bazı dokunuşların kendi sınırını aştığı, böyle bir durumda olumsuz duygular hissetmesinin doğal olduğu, olumsuz duygu hissettiğinde “Hayır” tepkisini vermesi gibi bilgilere ihtiyaç duyar. Bu bilgilerin çocuğa verilmesinin yanında fiziksel olarak tepki vermesi, rahatsız olduğu bir dokunma olduğunda hızlıca uzaklaşması ve güvendiği bir yetişkine bunu söylemesi konusunda cesaretlendirilmelidir. İyi dokunuş ve kötü dokunuşu anlatırken görsellerden ve hikâyelerden yararlanılabilir. 

Çocuğunuzun kişisel alanına saygı duyarak:

Daha önce de söylendiği gibi çocuğun belli dokunmalardan rahatsız olması ve bu rahatsızlığı dile getirmesi gerekir. Güvenli ve güvensiz dokunuşları öğrenebileceği, bir başkasına da saygı duyması gerektiğini kavraması için ebeveynlerin çocuklarının mahremiyetine özen göstermesi gerekir. Bu doğrultuda, çocuğun özel alanı kendisine tanımlanmalı, öz-bakım becerilerini kendinin yapmasına, banyo yaparken kardeşleri veya aile üyeleriyle değil kendisinin yapmasına özen gösterilmeli (eğer tek başına yapamıyorsa çocuk ve ebeveyn mayo giyerek yapabilir), odanıza izin alarak girmesi gerektiği öğretilmeli, ebeveyn ve kardeşle yatakları ayrılmalıdır. Ancak yalnızlık, anneden ayrılma, karanlık gibi konularda aşırı duyarlı ve kaygılı olan çocuklar için uzman yardımı ile yatak ayrımına gidilmelidir. Birlikte aynı yatakta yatan kardeşlerin yataklarını dört-beş yaşından itibaren ayrılabilir. 

İyi sırlar, kötü sırlar kavramını öğreterek:

Sır saklamak çoğu zaman olumlu bir özellik gibi görünse de çocuklar için bazı durumlarda olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bunun için çocuğa, sır saklamanın bazen güzel bir şey olduğu ama bazen kendimizi kötü hissettiren sırları saklamamamız gerektiği öğretilmelidir. Aynı zamanda “bunu kimseye söyleme, annene-babana söyleme, söylemezsen sana şeker veririm” gibi cümlelerin “kötü sırlar” kategorisinde olduğu, böyle bir durumda en güvendiği yetişkine söylemesi gerektiği, söylediğinde kızılmayacağı, cezalandırılmayacağı öğretilmelidir. Burada unutulmaması gereken nokta; çocuğa bu tarz bilgileri verirken, baskıcı ve otoriter tutumdan ziyade yumuşak bir ses tonuyla, korkutmadan anlatılmasıdır.