DİJİTAL OYUNLARLA BAŞIM DERTTE - İZVODER | EN BAŞARILI ÖZEL OKULLAR
DİJİTAL OYUNLARLA BAŞIM DERTTE
Pek çok ailenin içine sinmeyerek izin verdiği, bazı ailelerin çocuklarını mutlu etmek için bir yöntem olarak kullandığı, “baş belası” dijital oyunlar…
8 Ay Önce


Pek çok ailenin içine sinmeyerek izin verdiği, bazı ailelerin çocuklarını mutlu etmek için bir yöntem olarak kullandığı, “baş belası” dijital oyunlar… 
Dijital dünyayla tanışmamız çok değil daha yeni olduğu, şimdiki ailelerinin çocukluğunda bu konuda kendilerine uygulanan bir eğitim olmadığı, bir hayli de bilgi kirliliği olduğu için kafa karışıklığı yaşaması çok doğal. Ne de olsa “dürtüsel” olarak bile çocuklara ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bu nedenle bilimin elini bırakmamayı tercih ederek ülkemizde yapılan araştırmaları olabildiğince kısa şekilde derledim. Bakalım nedir dijital oyun ve oyun bağımlılığı…
Öncelikle kafa karışıklığı yaşatmaması açısından “ekran süresi” kavramını açıklamakta fayda var. Ekran süresi, telefon, tablet, telefon, bilgisayar, Xbox, Playstation gibi teknolojik aletler başında geçirilen zamanı bize anlatır. Bu süreye eğitici ve sosyal medyada geçirilen zamanlar da dahildir ki “gerçek” olsa dahi duyusal olarak hissetmediği için aslında “sanal”dır. 
Dijital oyunlar ise bu ekran başında geçirilen zamanın büyük bir kısmını oluşturmaktadır. TÜİK verilerine göre 6-15 yaş arası çocuklar, interneti ilk sırada %84,8 ile ödev veya öğrenme amacıyla, ikinci sırada %79,5 ile oyun oynama amacıyla kullanmaktadır (TÜİK, 2018). 
Dijital oyunların etkilerine geçmeden önce, biraz yapısından bahsetmek istiyorum. Dijital oyunlar, kimi kaynaklara göre (Kaya, 2013) maceracı, stratejik, similasyon, rol yapma gibi kategorilere ayrılsa da kimi kaynaklara göre bunun tam anlamıyla bu şekilde sınıflandırılamayacağı, her bir oyunun içinde biraz strateji, biraz macera biraz simülasyon olabileceği, o yüzden çevrimiçi, çevrimdışı ya da çok oyunculu tek oyunculu olarak ayrılmanın daha işe yarar olduğu savunulmakta (Taylan ve ark, 2017). Kısaca oyunları türlerine göre ayırmak çok karmaşık ve uzun bir yol. 
Dijital oyunların bir diğer özelliği ise kişilerin beyinlerinde ödül merkezini (sağ nükleus akumbens, bilateral orbitofrontal korteks, sağ amigdala) çalıştırması (Irmak ve Erdoğan, 2016). Aynı zamanda oyun bağımlılığı ve madde bağımlılığı beyin ve davranış temelli araştırmalarda benzer özellikler gösterdiği tespit edilmiştir (Kuss ve Griffiths 2012a). Bağlantılı şekilde; dijital oyun oynayan bir kişi zamanın nasıl geçtiğini anlamakta, zamanı yönetmekte zorluk çekmektedir. Çünkü “hiper dikkat” dediğimiz durum devreye girerek ödül mekanizmasıyla birlikte oyun oynamadan kopmayı zorlaştırmaktadır (Kilbey, 2019). Dolayısıyla oyun bağımlılığı riski artmaktadır. 
Gelelim ülkemizdeki tabloya. Ülkemizde, teknolojik alet kullanma ortalama yaşı 8’e inmiş durumda. Bazı kaynaklarda 4,5 yaş (Mustafaoğlu ve Yasacı, 2018) bazılarında (Irmak, 2010) ise ergenlerde bağımlı oranı %28.8. Ülkemizde ekrana maruz kalma ortalama süresine dair bir araştırma yok ancak dünyada yapılan çalışmalara baktığımızda bu sürenin 6.5 saat olduğu belirtilmiş, İngiltere’de yapılan bir çalışmada çocukların 7 yaşına geldiğinde hayatının bir yılını 24 saat ekrana bakarak geçirmiş olduğu sonucuna varıldı (Kilbey, 2019). Bu sayılar bize teknoloji dünyasıyla daha bilinçli şekilde yaklaşmamızı hatırlatıyor. Bilinçliden kastım ise şu; dijital dünyayı tamamen hayatımızdan silemeyeceğimizi ve doğru kullanıldığında çok yararlı olabileceğini kabul ederek, sanal dünyada dolaşmanın ne demek olduğu, tüm internet izlerinin yok edilemeyeceği, dijital oyunları yaş gruplarına göre seçme, ekran süresi konusunda sınırlama getirme gibi konularda hem kendimizi hem de çocuğumuzu eğitmek. 
Dijital oyunlar, sosyalleşme, hızlı düşünme, işbirliği, paylaşma, başarı duygusu gibi daha pek çok olumlu özellikler barındabiliyor. Ancak bunlar “sınırlı” kullanıldığında. Aksi takdirde paradoksal olarak yalnızlaşma, depresyon, başarısızlık duygusu, fiziksel rahatsızlıklar, akademik başarısızlık, duygu düzenlemede güçlük gibi pek çok zararlı etkileri de beraberinde getiriyor (Mustafaoğlu ve ark., 2018). Ne var ki ailelerin de %71,6’sı çocuklarının sağlına zararlı olabileceğinin farkında. %51.2’si bu zararlı etkilere karşı çocukların oyun oynamalarına kural koyduğunu, bir yarısı ödevini bitirdikten sonra diğer yarısı ise sadece haftasonları kullanabildiğini belirtmiş (Çakır, 2013). Bu, bir bakıma iyi bir haber ancak, aynı ailelerin %53,5’i ise bilgisayar oyunlarının çocuğun ders çalışmasının önüne geçtiği konusunda hem fikir. 
Buradan, kabaca şu yorumu yapabiliriz: ödevini bitirdiğinde ya da bütün hafta oynamadığında “ödül olarak” dijital oyun verildiği zaman çocuklar, ders çalışmaya motive olamıyorlar. Tabii ki bireysel farklılıkların göz önünde bulundurulması gerekiyor; yani her çocuk için geçerli değil. Ancak ödül olarak dijital oyunların kullanılması, daha çok “bağımlı”ya yol açacağı tahmin edilebilir bir durum. Aynı şekilde yemek yenirken bir şeyler izlemek ya da oynamak da beyindeki “ödül” mekanizmasını çok fazla çalıştıracağı için (hem yemek yemenin verdiği hem de oynamanın getirdiği haz) daha çok oyun oynama davranışına sebep olabileceğini düşünebiliriz. 
Peki, bu konuda neler yapabiliriz?
Dijital dünyayı tamamen kaldıramayacağımızı kabullenmekle başlayacağımızı tekrar söylemeliyim. Çünkü biz, dijital dünyaya karşı değiliz, dijital dünyanın zararlı etkenlerine karşı hareket etmeliyiz. Bu konuda çocuğunuzla açık ve şeffaf şekilde somut adımlarla ilerleyeceğiniz sohbetler edebilirsiniz. Tıpkı, çok fazla şeker yemesine müsaade edilmediği gibi çok fazla dijital oyunlar da herkese zarar verebilir. 
Dijital oyunlar konusunda bir bağımlılıktan söz edebileceğimiz gibi akademik başarısızlık, depresyon, dürtü kontrolü, akademik benlik gibi kavramlardan da sohbet etmemiz gerekebilir. Çünkü her ne kadar bağımlılık sonucunda ortaya çıktığı kanıtlansa da bu sebepler, oyun bağımlılığına neden olduğu şeklinde de yorumlanabilir. Dolayısıyla çocuğun neden oyun oynamayı seçtiği, özellikle hangi oyun türünde ısrarla oynadığı, genellikle hangi saatlerde oynamayı tercih ettiği, tetikleyicilerinin neler olduğu gibi sorulara yanıt aramakta fayda olduğunu söyleyebilirim. 
Sağlık bakanlığının verilerine göre tablodaki dakika ve saatler rehberliğinde, karşılıklı endişelerinizi dile getirerek anlaşmalar yapabilirsiniz. Burada tabii ki sınır koyma becerisi devreye giriyor. Bu anlaşmaların tek bir tarafın kazandığı/kabul ettiği değil, her iki tarafın ortaklaşa karar verdiği anlaşmalar olmasını hatırlatmak isterim. 
Küçük çocuklarda saat çizelgesi üzerinde gösterme, daha büyük, saati okuyabilen kişilerde ise bir program dahilinde sınırlamalar getiren ebeveynler mevcut ve bir çoğu başarılı şekilde yönetebiliyor. Bunun işe yaramadığı ebeveynler ise tam anlamıyla bir bağımlılık sürecinden bahsediyor ve bu durumda ciddi anlamda uzman yardımı gerekiyor. Özellikle latensi dönem dediğimiz, risk grubu, 4-10 yaş arası çocukların oyun oynamayı kontrol etme, oyunların süresine ve uygunluğuna karar vermede yoğun bir desteğe ihtiyacı bulunmakta. Bu konuda çocuklara rol model olunması oldukça önemli. 
Son olarak aile içi etkileşim, iletişim ve çocuğun duygusal zekası yükseldiğinde, birlikte yapılan aktiviteler arttığında, etkili bir ebeveynlik yapıldığında risklerin azaldığı bir gerçek. Bu konuda okumalar yapabilir, varsa çocuğun okulundan destek alabilir ya da bir uzmana danışabilirsiniz. 

 

Psikolojik Danışman
Doğangün AYYILDIZ

KAYNAKLAR
American Academy of Pediatrics. (2013). Children, adolescents, and the media. Pediatrics, 132(5), 958–961.
Çakır, H. (2013). Bilgisayar Oyunlarına İlişkin Ailelerin Yaklaşımı Ve Öğrenci Üzerindeki Etkilerin Belirlenmesi. Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 9(2), 138-150.
Irmak, A.Y. (2014). Ortaöğretim öğrencilerinin dijital oyun oynama davranışlarının sağlık davranışı etkileşim modeline göre incelenmesi. Yayınlanmamış doktora tezi. İstanbul Üniversitesi.
Kaya, A. B. (2013). Çevrimiçi Oyun Bağımlılığı Ölçeğinin Geliştirilmesi: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması. Tokat: Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. 
Kilbey, E. (2019). Çocuğunuz Dijital Dünyanın Esiri Olmasın. Paloma Yayınları, (1. Baskı), Ankara
Kuss, D.J. ve Griffiths, M.D. (2012a). Internet And Gaming Addiction: A Systematic Literature Review Of Neuroimaging Studies. Brain Sci 2:347–374.
Mustafaoğlu,  R.,  ve  Yasacı,  Z.  (2018).  Dijital  Oyun  Oynamanın  Çocukların  Ruhsal  Ve  Fiziksel  Sağlığı Üzerine Olumsuz Etkileri. Bağımlılık Dergisi, 19(3), 51-58. 
Mustafaoğlu, R., Zirek, E., Yasacı, Z., & Özdinçler, A. R. (2018). Dijital teknoloji kullanımının çocukların gelişimi ve sağlığı üzerine olumsuz etkileri. Addicta: The Turkish Journal on Addictions, 5(2), 1-21.
Taylan, H , Kara, H , Durğun, A . (2017). Ortaokul ve Lise Öğrencilerinin Bilgisayar Oyunu Oynama Alışkanlıkları ve Oyun Tercihleri Üzerine Bir Araştırma. PESA Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi , 3 (1) , 78-87 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/pesausad/issue/36303/410194.
Türkiye İstatistik Kurumu (2015). Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması, 2015.