Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mustafa Çınar TURANLI
Mustafa Çınar TURANLI

ENDİŞE VELİLERİ “ GÜVENLİK UZMANINA “ DÖNÜŞÜRKEN

ENDİŞE VELİLERİ “ GÜVENLİK UZMANINA “ DÖNÜŞÜRKEN

Toplum olarak zor bir sınavdan geçiyoruz. Söz konusu çocuklarımız olduğunda, anne ve babaların duyduğu endişeyi anlamamak mümkün değildir. Her aile için evladı, hayatın en kıymetli varlığıdır. Tehdit algısı yükseldiğinde ise bu endişe, yerini refleksif ve zaman zaman aşırıya kaçabilen davranışlara bırakabilmektedir.

Kahramanmaraş’ta yaşanan elim olayın ardından tam da böyle bir süreç gözlemlenmektedir. Veliler, çocuklarını koruma içgüdüsüyle hareket ederek adeta birer “güvenlik uzmanı” gibi düşünmeye ve çözüm üretmeye başlamıştır. Bu refleks, insani açıdan anlaşılabilir olsa da yönü ve yöntemi itibarıyla dikkatle ele alınması gereken bir noktaya evrilmektedir.

Zira bugün gelinen noktada; okul çevresinde yüksek duvarlar, dikenli teller, kapı dedektörleri ve benzeri pek çok güvenlik uygulaması veliler tarafından önerilmekte, hatta kimi zaman okullara dayatılmaktadır. Okul aile birlikleri ya da bireysel ilişkiler üzerinden oluşturulan bu baskı, eğitim kurumlarının asli işlevini gölgede bırakma riski taşımaktadır.

Oysa eğitim kurumları uzun yıllardır velilerin pedagojik alanlara müdahalesinden şikâyet etmekteydi. Şimdi ise bu müdahale alanına bir yenisi eklenmiş görünmektedir: güvenlik. Üzücü olan ise, bu eğilimin sağlıklı bir zeminde ilerlemiyor oluşudur.

Elbette devletin ve ailelerin çocukların güvenliğine dair hassasiyet göstermesi son derece doğaldır. Ancak unutulmamalıdır ki, toplumsal meselelerin çözümü bilimsel yöntemlerle mümkündür. Nasıl ki bir hastalık durumunda doktora başvuruluyorsa, eğitimle ilgili konularda da uzmanların rehberliği esas alınmalıdır. Eğitim; yalnızca akademik başarıdan ibaret değildir. Aynı zamanda pedagojik gelişim, sosyalleşme, disiplin ve kişilik inşası süreçlerini kapsayan çok boyutlu bir alandır.

Bu noktada velilerin rolü; okullarla iş birliği içinde, çocuklarının gelişimini desteklemekle sınırlı olmalıdır. Ancak günümüzde, sosyal medya üzerinden yayılan ve çoğu zaman ticari kaygılarla şekillenen güvenlik içerikleri, velilerin algısını yönlendirmekte ve onları daha müdahaleci bir tutuma itmektedir.

Özellikle güvenlik sistemleri pazarlayan bazı firmaların, yaşanan acı olayları bir fırsata dönüştürürcesine hızlı ve yoğun reklam faaliyetlerine girişmesi dikkat çekicidir. Bu durum, velilerin kaygılarını artırmakta ve onları okullar üzerinde baskı kurmaya yönlendirmektedir. Oysa bu yaklaşımın iyi niyeti ciddi biçimde sorgulanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, acı hepimizin ortak acısıdır. Ancak çözüm ararken yeni sorunlar üretmemek gerekir. Okullar; sevginin, barışın, bilimin ve sosyal gelişimin mekânlarıdır. Bu ortamların, yüksek güvenlikli birer “kontrol alanı”na dönüşmesi, çocukların psikolojisi üzerinde olumsuz etkiler doğurabilir.

Her sabah dedektörlerle aranan bir çocuğun zihninde nasıl bir algı oluşacağı sorusu, pedagojik açıdan mutlaka değerlendirilmelidir. Sürekli bir tehdit ve suç çağrışımıyla büyüyen bireylerin sağlıklı gelişim göstermesi beklenebilir mi? Bu soruların cevabı, ancak alanın uzmanları tarafından verilebilir.

Bu nedenle, başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm bilim insanlarının ve pedagogların bu süreci titizlikle incelemesi gerekmektedir. Velilerin ise, anlık kaygılarla hareket etmek yerine, bilimsel ve pedagojik rehberliği esas almaları büyük önem taşımaktadır.

Sonuç olarak; endişe anlaşılabilir, ancak yönlendirilmediğinde yanıltıcıdır. Çocuklarımızı koruma çabası, onları yeni travmalarla karşı karşıya bırakmamalıdır. Bu hassas dengeyi korumak ise ancak akıl, bilim ve sağduyu ile mümkündür.

Eğitim ve Okullardaki Haberleri ilk siz okuyun.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

×